logo

İran İzlenimleri (I)

Yrd.Doç.Davut Okçu

Yrd.Doç.Davut Okçu
davutokcu@ankaraktif.com

Mayıs 2011 de İran’ın Urumiye şehrinde 9-11 Mayıs 2011 tarihlerinde düzenlenen Uluslararasi Çelebi Hüsameddin-i Urmevi ve Mesnevi Manevi Sempozyumuna “Mevlana’nın Mesnevisinde İnsan Hakları” isimli bildiri ile katıldım. Yine Mayıs ayı sonlarına doğru Eğitim-Bir-Sen 2 Nolu (Üniversite) Şubesinin düzenlediği İran gezisine iştirak ettim. İran, daha önce gezme fırsatı bulduğum Irak, Suriye ve Lübnan ile sosyal, kültürel ve ekonomik hayat bakımından büyük farklılıklar göstermektedir. Bu arada komşu ülkelere yaptığım bütün seyahatlerimi “komşularla sıfır problem” yaklaşımı çerçevesinde karşılıklı olarak vizelerin kaldırılmasından sonra gerçekleştiğini söylemeliyim.

Vizelerin kaldırılması komşu ülke halklarının yakınlaşmasına ve kaynaşmasına vesile olmuştur. Örneğin Nevruz bayramında Van’ın otelleri İranlı misafirleriyle dolup taşmakta, Urumiye ve Van (YYÜ) üniversiteleri ortaklaşa sempozyumlar düzenlemekte, pek çok üniversitemiz komşu ülkelerin üniversiteleriyle öğrenci değişimi konusunda antlaşma imzalamaktadır. Dış politikadaki bu değişimin en çok ticari ilişkileri etkilediğini her vesile ile gözlemek mümkündür. Büyük inşaat ve yol taahhütlerinde Türkiyeli şirketler, şehirlerin en önemli ticari merkezlerinde de Türkiye’nin firmaları boy göstermektedir.

Akademisyen, tüccar, esnaf ve sanatkarlarımızın ortak kanaati İran’la ilişkilerimizi geliştirmenin her iki ülkenin yararına olacağı şeklindedir. İran’a giriş ve çıkışlar 560 km. uzunluğundaki sınır boyunca gümrük hizmeti veren Gürbulak, Esendere ve Kapıköy kapıları marifetiyle gerçekleştirilmektedir. Ne yazık ki, vatandaşlarımızın gümrük kapılarında karşılaştıkları kötü muamele devam etmektedir. Elbette komşularla ilişkilerin geliştirilmesi konusunda çok önemli mesafe alınmıştır. Ancak beklentimiz, AB ülkeleri vatandaşlarının sadece nüfus belgesiyle hiçbir bürokratik engelle karşılaşmadan seyahat ettiği gibi seyahat etmek ve serbestçe alış-veriş yapmaktır. Bu kolaylık aynı para birimini kullanan, aynı nüfus belgesini taşıyan, aynı değerleri paylaşan bir İslam Ortak Pazarının yolunu da açacaktır. Bir sonraki adımda da İslam ülkeleri arasında meydana gelebilecek ihtilafları çözebilecek iradeye sahip İslam Birleşmiş Milletler teşkilatının kurulması olmalıdır. Aksi taktirde derin İsrail devletinin güdümündeki Birleşmiş Milletler teşkilatı Müslümanların hiçbir derdine deva olmayacak ve sömürgeci anlayışını devam ettirecektir.

ESENDERE SINIR KAPISI TÜRKİYE’YE YAKIŞMIYOR

Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Van Valiliği ve Urumiye Başkonsolosluğunun destek verdiği Sempozyuma giden kafilemizde 50-60 katılımcı bulunuyordu. Pasaportlarımız toplandı ve Türkiye kapısındaki işlemler kısa sürede tamamlandı. İran tarafında ise işlemler bir hayli uzadı ve tedirginlik başladı. İşlemlerin uzamasına kafilemizde bulunan Valilik temsilcisinin hukuki olmayan taleplerinin yol açtığını gümrük kapısından geçtikten sonra öğrendik. Acemi bürokratların diplomatik krizlere nasıl yol açabildiğine dair ufak bir uygulamayı bu vesileyle müşahede ettik. Bu arada gümrük kapılarında verilen hizmetin kalitesini görmek ve Türkiye ile İran tarafını mukayese imkanı bulduk. Esendere kapısı temizlikten nasiplenmemiş, her taraf çer-çöp içinde. Bayan ve erkekler için yapılmış WC’ler yıkık ve dökük, kapılarının önüne çekilmiş hurda yakıt tankları nedeniyle kullanıma kapatılmış durumda. Gümrük işlemlerinin yürütüldüğü binada üç-dört kabin WC bulunsa da sadece biri faaliyette. Namaz kılmak isteyenlere hizmet verecek bir mekan yok. Binalar gerek iç mekan ve gerekse dış mekan itibariyle hiçbir estetiğe sahip değil. Araç parkı araç şoförlerine manevra imkanı tanımayacak ölçüde dar ve kullanışsız. İran’ın Sero gümrük kapısına geçiyoruz. İlk etapta dış cephesi mozaik taşlarla kaplanmış her biri farklı estetiğe sahip hizmet binalarıyla karşılaşıyoruz. Binaların hangi hizmetleri gördüğü yaldızlı boya ile yazılmış, yazılar göz alıcı bir tarzda adeta duvarlara nakşedilmiş gibi. İşlemlerimiz bittikten sonra Mescide geçiyoruz. Tertemiz lavabolar ve içi dışı mozaik taşlarla süslenmiş Mescit yolcuların stresini alacak ferahlıkta. Caferi mezhebinin yaygın ve resmi mezhep konumunda olmasından dolayı gümrük kapısındaki Mescitten başlayarak hemen hemen İran’da gördüğümüz bütün Camilerde secde esnasında alınların konulması için Kerbela’dan getirilmiş küçük yuvarlak taşlar bulunmaktadır.

İki ülkenin kapıları yan yana konulup birlikte incelediğinde gizliden gizliye ideolojik bir çatışmanın mevcut olduğu sezinlenir. İran gümrük kapısının en yüksek noktasına yüzü Türkiye’ye dönük Humeyni-Hameney fotoğraflarına karşılık Türkiye tarafı da Atatürk fotoğrafı yerleştirmiş durumda. İran’a gümrük kapısından başlamak üzere dini özelliği bulunan levhalara karşılık Türkiye’ye girişte ilk olarak “Türkiye Laik Bir Ülkedir” tabelasıyla karşılaşıyoruz. Şüphesiz bu tablo yolculara bir ihtar gibi göründüğünden psikolojik olarak rahatsız etmektedir. Oysa komşuluk hukuku her iki ülkenin de misafirlerini daha sempatik mesajlarla karşılamasını gerektirir.

Türkiye tarafında gördüğümüz manzara Türkiye’ye yakışmıyordu. Bizleri rahatsız eden manzaranın fotoğraflarını çekerek hissiyatımızı ve rahatsızlığımızı Gümrüklerden Sorumlu Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’ya hem mail hem de yazılı olarak ilettik. Sayın Bakan bu göreve tekrar atandıktan sonra danışmanı aracılığıyla bizleri arayarak teşekkür etti. Bakanlığının en kısa zamanda gerekli düzenlemeleri ve tedbirleri alacağını duyurdu. Bizler de Sayın Bakanımıza duyarlılığından ötürü teşekkür ediyor, somut gelişmeler bekliyoruz.

***

Davut OKÇU
davut@luxmail.com

441 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yazılarıyla pek yakında..

    05 Eylül 2014 ● Köşe Yazıları

    İkram Günay yazılarıyla pek yakında......
  • Hasankeyf sulara gömülmemelidir

    24 Ağustos 2014 ● Köşe Yazıları

    Yıllar sonra, 10 Haziran 2012 tarihine denk gelen Pazar gününü Hasankeyf’te geçirdim. Bir kere daha o tarihi ve doğal zenginliği keyifle görme imkânı buldum. Hasankeyf, kuzeyden güneye doğru kıvrılarak akıp giden Dicle Nehri üzerinde yer alan, tarihi ve coğrafi dokusuyla insanın içini ısıtan küçük ve şirin bir şehir. Eskiden ticaretin önemli bir kısmı nehir yoluyla yapıldığından Hasankeyf ticaret kentiydi. Sallarla, kayıklarla nehirde yapılan yolculuğun yüzlerce öyküsü anlatılır Hasankeyf ellerinde. Ama bu gün artık ticaret, şehir merkezinde...
  • İran İzlenimleri (I)

    12 Ağustos 2014 ● Köşe Yazıları

    Mayıs 2011 de İran’ın Urumiye şehrinde 9-11 Mayıs 2011 tarihlerinde düzenlenen Uluslararasi Çelebi Hüsameddin-i Urmevi ve Mesnevi Manevi Sempozyumuna “Mevlana’nın Mesnevisinde İnsan Hakları” isimli bildiri ile katıldım. Yine Mayıs ayı sonlarına doğru Eğitim-Bir-Sen 2 Nolu (Üniversite) Şubesinin düzenlediği İran gezisine iştirak ettim. İran, daha önce gezme fırsatı bulduğum Irak, Suriye ve Lübnan ile sosyal, kültürel ve ekonomik hayat bakımından büyük farklılıklar göstermektedir. Bu arada komşu ülkelere yaptığım bütün seyahatlerimi “komşularla s...